Kalp ve damar hastalıkları çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz; yıllar içinde, damar duvarında sessizce başlayan ateroskleroz süreciyle gelişir. Kişi kendini tamamen sağlıklı hissederken bile damar içinde plak oluşumu başlamış olabilir. Bu nedenle koruyucu kardiyolojinin amacı yalnızca kalp krizi geçiren hastayı tedavi etmek değil; risk faktörlerini, aile öyküsünü, kan testlerini ve uygun görüntüleme yöntemlerini kullanarak damar hastalığını erken dönemde fark etmektir.
Günümüzde ApoB, Lp(a), hs-CRP, HbA1c gibi kan testleri ve koroner kalsiyum skoru, koroner BT anjiyo, karotis ultrasonu gibi görüntüleme yöntemleri, uygun hastalarda kalp-damar riskini daha kişisel ve daha erken değerlendirmeye yardımcı olabilir. ESC korunma kılavuzu, kardiyovasküler korunmada bireysel risk değerlendirmesini ve gerektiğinde koroner kalsiyum skoruyla riskin yeniden sınıflandırılabileceğini vurgular.
Kalp hastalığı gerçekten önlenebilir mi?
Evet, birçok kalp-damar hastalığı önlenebilir veya geciktirilebilir. Ateroskleroz; kolesterol, tansiyon, diyabet, sigara, genetik yatkınlık, obezite, hareketsizlik ve iltihabi süreçlerin yıllar içinde damar duvarına zarar vermesiyle gelişir. Bu süreç erken fark edilirse yaşam tarzı, ilaç tedavileri ve düzenli takip ile kalp krizi ve inme riski azaltılabilir.
Erken aterosklerozu gösterebilen kan testleri nelerdir?
Standart kolesterol testleri önemlidir; ancak bazı hastalarda daha ayrıntılı risk değerlendirmesi gerekir. Erken ateroskleroz riskini anlamada şu testler yardımcı olabilir:
LDL-kolesterol: Damar duvarında plak oluşumunda temel risk faktörlerinden biridir.
Non-HDL-kolesterol: LDL dışındaki zararlı kolesterol parçacıklarını da yansıtır.
ApoB: Kanda dolaşan aterojenik, yani damar tıkanıklığına yol açabilen partiküllerin sayısı hakkında fikir verir. LDL normal görünse bile ApoB yüksek olabilir.
Lp(a): Büyük ölçüde genetik belirlenen özel bir lipoproteindir. Yüksekliği erken kalp-damar hastalığı ve aort kapak darlığı riskiyle ilişkilidir. EAS konsensusuna göre Lp(a), yaşamda en az bir kez ölçülmesi önerilen önemli bir risk belirtecidir.
Trigliserid ve HDL-kolesterol: Metabolik sendrom ve insülin direnci hakkında ipucu verebilir.
HbA1c / açlık glukozu: Diyabet ve gizli şeker değerlendirmesi için önemlidir.
hs-CRP: Vücuttaki düşük düzeyli inflamasyonu gösterebilir; tek başına tanı koydurmaz ama risk değerlendirmesine katkı sağlayabilir.
Kreatinin/eGFR ve idrar albümin-kreatinin oranı: Böbrek ve damar sağlığı birlikte değerlendirilmelidir.
LDL Kolesterol Gerçekten Önemli mi?
LDL kolesterol, yani “kötü kolesterol”, damar duvarında plak oluşumunun en önemli nedenlerinden biridir. Bilimsel veriler bize şunu gösteriyor: LDL ne kadar düşükse ve bu düşük seviye ne kadar uzun süre korunursa, kalp krizi ve inme riski o kadar azalır. Bu nedenle kolesterol tedavisinde amaç yalnızca bugünkü kan sonucunu düzeltmek değil, damarların yıllar boyunca maruz kaldığı toplam LDL yükünü azaltmaktır. Özellikle ailesinde erken kalp hastalığı olan, diyabeti, hipertansiyonu veya damar hastalığı bulunan kişilerde LDL hedefi kişiye özel belirlenmeli ve gerekirse yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte ilaç tedavisi planlanmalıdır. LDL düşürme konusunda temel yaklaşım “ne kadar erken, ne kadar uzun süre, o kadar iyi koruma” şeklinde özetlenebilir.
Lp(a) ve ApoB neden önemlidir?
Lp(a) daha çok genetik belirlenen bir risk göstergesidir. Yüksek Lp(a) düzeyi olan kişilerde LDL normal olsa bile aterosklerotik kalp-damar hastalığı riski artabilir. ApoB ise zararlı kolesterol taşıyan partiküllerin sayısını gösterir; özellikle diyabet, insülin direnci, obezite, trigliserid yüksekliği veya aile öyküsü olan kişilerde klasik LDL ölçümüne ek bilgi verebilir. 2019 ACC/AHA primer korunma kılavuzu da ailede erken kalp hastalığı, yüksek LDL, metabolik sendrom, kronik böbrek hastalığı, inflamatuvar hastalıklar, yüksek trigliserid, yüksek hs-CRP, yüksek Lp(a) ve yüksek ApoB gibi faktörleri “risk artırıcı faktörler” arasında değerlendirir
Koroner kalsiyum skoru ne işe yarar?
Koroner kalsiyum skoru, kalp damarlarında kireçlenmiş plak olup olmadığını gösteren düşük doz BT temelli bir testtir. Damar içinde kalsiyum saptanması, o kişide aterosklerotik plak varlığını gösterir. Özellikle klasik risk hesaplaması “orta risk” çıkan ve tedavi kararının net olmadığı kişilerde faydalı olabilir. Skorun sıfır olması kısa vadeli riskin düşük olabileceğini düşündürebilir; yüksek skor ise daha yoğun koruyucu tedavi ihtiyacını gösterebilir. ESC kılavuzu, koroner kalsiyum skorunun geleneksel risk faktörlerine ek olarak riskin yukarı veya aşağı yeniden sınıflandırılmasına yardımcı olabileceğini belirtir.
Koroner BT anjiyo (Sanal anjiografi) ile erken teşhis mümkün mü?
Koroner BT anjiyo, kalp damarlarını ameliyatsız ve katetersiz şekilde görüntüleyen ileri bir BT yöntemidir. Sadece ciddi darlıkları değil, henüz ciddi darlık yapmamış plakları da gösterebilir. Bu yönüyle özellikle göğüs ağrısı olan, orta riskli, aile öyküsü bulunan veya klasik testlerle netleşmeyen hastalarda değerli olabilir. Ancak herkese tarama amacıyla yapılması gerekmez; radyasyon, kontrast madde ve uygun hasta seçimi dikkate alınmalıdır. 2024 ESC kronik koroner sendrom kılavuzları, koroner BT anjiyonun uygun klinik senaryolarda koroner hastalık değerlendirmesinde önemli bir non-invaziv yöntem olduğunu vurgular.
Karotis (Şah damarı) ultrasonu erken damar hastalığını gösterebilir mi?
Karotis ultrasonu, boyun damarlarının yapısını ve darlık olup olmadığını değerlendiren basit, radyasyonsuz ve ağrısız bir yöntemdir. Karotis damarında plak saptanması, vücudun başka damarlarında da ateroskleroz olabileceğine işaret edebilir. Ancak her sağlıklı kişiye rutin tarama olarak yapılması gerekmez. Aile öyküsü, sigara, diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği veya inme/TIA öyküsü gibi riskler varsa hekimin uygun gördüğü durumlarda değerlendirilebilir.
Normal kolesterol değerleri olan biri yine de riskli olabilir mi?
Evet. Kolesterol değerleri normal sınırlarda olsa bile ailede erken kalp krizi, sigara, diyabet, hipertansiyon, yüksek Lp(a), yüksek ApoB, kronik böbrek hastalığı, inflamatuvar hastalıklar veya koroner kalsiyum skoru yüksekliği varsa kalp-damar riski artabilir. Bu nedenle risk değerlendirmesi tek bir kan sonucuna göre değil, kişinin tüm klinik özellikleriyle birlikte yapılmalıdır.
Kimler erken kardiyoloji kontrolünden geçmeli?
Özellikle şu kişiler erken kardiyoloji değerlendirmesinden fayda görebilir:
Ailesinde erken yaşta kalp krizi veya ani ölüm olanlar
Sigara içenler
Diyabet veya insülin direnci olanlar
Hipertansiyonu olanlar
Kolesterol yüksekliği veya trigliserid yüksekliği olanlar
Obezite veya metabolik sendromu olanlar
Kronik böbrek hastalığı olanlar
Romatizmal/inflamatuvar hastalığı olanlar
Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı veya eforla gelen şikâyeti olanlar
Daha önce damar hastalığı saptananlar
Kardiyak genetik testler kimlere yapılır?
Kardiyak genetik testler herkese yapılan rutin testler değildir. Ancak ailede genç yaşta ani ölüm, açıklanamayan kardiyomiyopati, kalp kası kalınlaşması, ritim bozukluğu, ailesel hiperkolesterolemi şüphesi veya tekrarlayan erken kalp krizi öyküsü varsa genetik değerlendirme gündeme gelebilir. Genetik test sonucu tek başına kader anlamına gelmez; riskin daha erken fark edilmesine ve aile bireylerinin doğru yönlendirilmesine yardımcı olabilir.
Kalp hastalığını bekleme; riskini erken fark et.
Kaynaklar:
Visseren FLJ, Mach F, Smulders YM, et al. 2021 ESC Guidelines on cardiovascular disease prevention in clinical practice. European Heart Journal. 2021;42(34):3227-3337. doi:10.1093/eurheartj/ehab484.
Arnett DK, Blumenthal RS, Albert MA, et al. 2019 ACC/AHA Guideline on the Primary Prevention of Cardiovascular Disease. Circulation. 2019;140:e596-e646. doi:10.1161/CIR.0000000000000678.
Kronenberg F, Mora S, Stroes ESG, et al. Lipoprotein(a) in atherosclerotic cardiovascular disease and aortic stenosis: a European Atherosclerosis Society consensus statement. European Heart Journal. 2022;43(39):3925-3946. doi:10.1093/eurheartj/ehac361.
